İçeriğe geç

Ehiva ve Adin (Mektup)

Döngü Günceleri
Eim Leirhim, lurh enié sanh. “Aşk, gerçeği dönüştürür.”
Derler ki Ehiva, Leum yıldız sisteminde ışıldayan ikiz güneş gibi Adin’in yüreğini ısıtır ve onu yaşama bağlar.
Aşağıdaki, Adin’in Ehiva’ya yazdığı on binlerce mektuptan biridir.

Benim Ehiva’ma:

Neydi o tılsım, o candan bakış gözlerinde? Neydi sesinde, gülüşünde bulduğum çare? Neydi her ömürden, her yaşam ve ölümden sonra beni sana çeken o dayanılmaz güç; saçlarındaki ışıltılar, tenindeki tanıdık çehre, sesinle yüreğime inen o katıksız bahar? Ne zaman başladık ve ne zaman, nerede biteceğiz; bilmiyorum. Yine de varlığımın evrenle kesiştiği, her şeyin tek bir saniyede sonsuzluğa aktığı o aydınlıkta düşününce, ikimizin bir başlangıcı ve sonu olmadığını görebiliyorum. Hep vardın ve var olacaksın; hep varız ve bu tutkunun çekimiyle birbirinin etrafında pervane olmuş ışık demetleri gibi her zaman var olacağız. Gün gelecek sevgilim, buluşacağız. 

Bu sebeple, sırf bu yüzden sevgilim; aramızdaki akıl almaz mesafenin bir anlamı yok. Zamanın, mekânın, aydınlığın ve karanlığın hiçbir anlamı yok. Aramızdaki yılların, aynı yıldız burcuna demir atmış sığ ömürlerimizin bir önemi yok, çünkü ben biliyorum ki tüm bu deliliğin ardından tekrar bir olacağımız o zaman gelecek. Tüm bu karmaşanın tek bir notada büyüyerek dalgalanacağı kavuşma anı kollarını açmış bizi bekliyor. Onca yaşamın ardından ikimizin de seçtiği liman ömrümüzde, gün gelecek sevgilim, buluşacağız.

Şimdi seni karanlık beni ise aydınlık kör ediyor. Ben senin ışığınla önümü göremezken sen zihnine perde çeken şu yeni ömrünün karanlığında mutsuz ve yalnız bir biçimde geziniyorsun. Sebebini bilmiyorsun, bu dayanılmaz çekimin sırrına eremiyorsun ama içten içe sana ait olan fakat senin üzerinde ve ötende bir başka ömre sahip olduğunu biliyorsun. Bu seni korkutsa da ağır ağır kendi gerçekliğine doğru sürükleniyorsun. Gün gelecek sevgilim; bizi birbirimizden ayıran döngünün kıyısız okyanusunda aynı dalgalara tutunacağız ve bir daha ayrılmamak üzere tekrar buluşacağız.

Seni bekliyorum; kadim buzulların arasında sıkışmış inatçı bir çiçek tohumu gibi, keşfedilmeyi bekleyen, toprağa gömülmüş mistik bir heykel gibi, bir kıvılcımınla alevlenecek, görkemli bir yıldız misali seni bekliyorum. Zamanın, mekânın, aydınlığın ve karanlığın, kim ve ne olduğumuzun hiçbir anlamı yok. Seni seviyorum ve bu sevgi; bu karşı konulmaz çekim, seni bana getirecek, biliyorum. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: