İçeriğe geç

Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?

Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?

Meslek hayatım boyunca bu soruyla birçok kere karşılaştım. Başlıkta okuduğunuz bu soruya son zamanlarda soruyla yanıt verme ihtiyacı duyuyorum.

“Diğer dersleri iyi öğreniyoruz da sadece İngilizce’yi mi öğrenemiyoruz?”

“Yoksa diğer dersleri yeterince iyi öğrenemediğimiz gibi İngilizce’yi de mi öğrenemiyoruz?”

Bu sorular figüratif dil oyunu olmaktan öte, soruyu soranın varsayımlarını anlamak için oldukça doğru ve yerindedir. Örneğin, 1955 yılında kurulan Maarif Kolejlerinde ve ardından bu okulların devamı olan Anadolu Liselerinde pekâlâ İngilizce öğrenebiliyorduk. Hatta bu yedi yıllık okullar kadar etkili olmasa da akabinde kurulan dört yıllık Süper Liselerde, farklı Anadolu Lisesi modellerinde ve Fen Liselerinde yabancı dille aramız bugünkü kadar kötü değildi.

Aslında sorunumuz sadece İngilizce öğrenmekle ilgili değil. 2019 Liselere Geçiş Sınavı’nda öğrencilerimiz 20 Türkçe sorusunda 9.48 net ve matematikte 20 soruda 2.8 net yapmışlar. İngilizcede ise durum 10 soruda 3.64 net olarak görünüyor. Yani İngilizceyi neden öğrenemiyoruz sorusu aslında tüm dersler için de geçerli gibi görünüyor; “On iki sene boyunca eğitim alıyoruz, fakat Türkçeyi ve matematiği neden öğrenemiyoruz?” sorusu da eşit derecede haklı ve yerinde bir sorudur.

O halde İngilizce özelinde sorulan bu soruyu aslında tüm eğitim sisteminin bir problemi olarak ele almak, doğru teşhis ve etkili tedavi için kaçınılmaz görünüyor. Öte yandan İngilizce’nin daha iyi öğrenilebilmesi için günümüz imkânlarının olumlu bir biçimde şekillendiğini de unutmayalım. Son on yılda ülke çapında özel okul sayısında patlama meydana geldi. Bu okulları özel yapan ana nitelik, devlet okullarına göre çok yüksek sayıda İngilizce dersi vermeleridir ve en azından genel kanıya göre İngilizce eğitiminde devlet okullarına nazaran daha başarılı olmaları bekleniyor. Öte yandan bilgisayar ve İnternet teknolojileri sayesinde yabancı dil içerikli kaynaklara erişmek tarihte hiçbir zaman olmadığı kadar kolaylaştı ve ucuzladı. Bu olanaklara rağmen, bugün İngilizce öğretiminde başarılı okullar ve ekoller hâlâ 1950’li yılların Maarif Kolejlerini, 2006 yılında hazırlık sınıfları kaldırılan Anadolu Liselerini yad ediyorsa, sorun da çözüm de aslında aynı yerde yatıyor demektir.

Geleceği Gelenekle İnşa Etmek

Derinlemesine akademik bir analizle sorunlar özenle incelenebilir ve bu sorunlara yönelik ayağı yere basan çözümler bulunabilir. Millî Eğitim Bakanlığı bu konularda çok boyutlu araştırmalar yapmakta ve farklı paydaşların görüşlerini de alarak iyileştirme çalışmalarına yön vermektedir. Şahsi kanaatim Bakanlığın sorunları da çözümleri de çok iyi bildiği yönündedir.

Fakat bu kısa yazıda ben size ağaçları değil de ormanı göstermek istiyorum. Yüzeyde veya görünen kısmı itibariyle eğitim bilimleri alanı ve ilgili tüm alanlar neredeyse her yıl yeni bir öğretim yöntemi, heyecan verici bir uygulama veya yepyeni bir kuramsal bakış açısıyla ışıldayıverir. Bunların bir kısmı aslında pazarlama stratejisidir; yeni kitaplar, yeni kaynaklar, yeni eğitim programları, vesaire. Son yıllarda bu ışıltılı ve her derde deva bazı yeniliklerin bazılarını sizlere anımsatayım: Değerler Eğitimi, 21. Yüzyıl Becerileri, Yapay Zekâ, Web 2.0 Uygulamaları. Eğer eğitim alanında derinlemesine okuma yapmadıysanız, bu ve benzeri onlarca yeni fikir gözlerinizi kamaştırıverir. Oysa eğitim sistemlerinin doğası ve dinamikleri gelenek üzerine kuruludur ve bu gelenekler de okul binalarının kolonları üzerinde değil öğrencilerin, öğretmenlerin, okul müdürlerinin ve diğer tüm paydaşların zihinlerinde inşa edilir. Işıltılı kuramlar ve kavramlar ise ihtiyaç kabilinde ve eğitim sisteminin kodlarını dramatik bir biçimde dönüştürmeden uygulanabilir.

Oysa uzunca bir zamandır bizim eğitim sistemimizde ana sütunlarla süslemeler, geleneksel olanla ışıltılı yenilikler biraz birbirine karışmış gibi görünüyor. İngilizce öğretimi özelinde Maarif Kolejlerinin 1975 yılında Anadolu Lisesi ismiyle sonraki yıllarda yaygınlaşması güçlü bir geleneğin yurt sathına yayılmasıydı ve bu açıdan doğru bir uygulamaydı. Anadolu’nun ücra köşelerinde eğitim gören, ben de dâhil yüz binlerce genç bu devlet okullarında İngilizce öğrendi. Ancak bu okulların İngilizce hazırlık sınıflarının alelacele kapatılması önemli bir geleneğin yok olması demekti. Bu tür ani değişimler ışıltılı süslemeleri ana sütunlarla değiştirdi. Geldiğimiz noktada ise ülkemizde çok az sayıda özel okulun taşradaki ortalama bir yedi yıllık Anadolu Lisesi kadar İngilizce eğitimi verebildiğini görüyoruz. Somut bir örnek vereyim: Terörün ve mahrumiyetin pençesindeki memleketim Muş’ta 90’lı yılların başında aldığım İngilizce eğitimini günümüzde başkentin göbeğinde verebilen birkaç özel okul var. Acı olan ise verdiğim bu örneğin alabildiğine gerçekçi olmasıdır. Devlet okullarını bu kıyaslamaya katamıyorum bile.

Başka bir açıdan bakarsak aslında “Hayır, İngilizce öğretiyoruz!” da diyebiliriz. Üniversite giriş sınavlarına İngilizce alanından giren yüz altı bin küsur öğrencinin ortalaması 80 soruda 29.75 iken tüm adayların Türkçe ortalaması 40 soruda, 14.6 olmuş. Yani aşağı yukarı Türkçe yeterliğimiz ne kadarsa İngilizce de o kadar. O halde MEB sistemi içinde İngilizce’ye odaklanan öğrencilerin bu dili öğrenebildiğini, yabancı dilde en azından anadilleri kadar başarılı olabildiklerini söyleyebiliriz. Ne büyük ironi ne ilginç çatışma!

O halde çözüm nedir? Başta MEB’in kültürel mirasına anımsaması gerekiyor. İngilizce’yi iyi öğrettiğimiz dönemlerdeki uygulamaların, yönetmeliklerin incelenmesi; yani genç Cumhuriyet’ten günümüze değin uzanan Millî Eğitim kültürüne odaklanılması elzem görünüyor. Kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Sürekli yenilik ve değişim dürtüsü, bizi kültürsüzlüğe, hafızasızlığa ve sonuçta eğitim felsefesinden uzak, sığ fakat ölümcül bir toplumsal bataklığa doğru sürüklüyor. Geleneksel olanı yeni olanla doğru bir biçimde harmanlayarak eğitim sisteminin Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri geliştirdiği bilincini önce tazelemesi ve ardından mümkünse küçük dokunuşlarla bu eşsiz birikimimizi pekiştirmesi gerekiyor.

Çözüm Zor Değil

İngilizce öğretiminde başarılı olabilmemiz için ilkokul sonrası hazırlık sistemine, seçilen öğrenciyi ve seçilen öğretmeni bir araya getiren okul modellerine ihtiyacımız var. Neden mi? Konu eğitim sistemini inşa etmek olunca hiçbir zaman zengin bir ülke olmadık da ondan, fakat çok daha fakir olduğumuz dönemlerde uluslararası seviyede dahi ilgi gören eğitim uygulamaları tasarlamış bir ülkeyiz. Başta ve ivedilikle eski, yedi yıllık Anadolu lisesi modelini tekrar hayata geçirmeliyiz. Elbette bunun için 4+4+4’ten vazgeçmek gerekecek. Ardından on iki yıllık zorunlu eğitim içindeki İngilizce programını bilimsel bir yaklaşımla doğru biçimlendirip uygulamalıyız. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine sürekli, yerel ve yerinde yaklaşımıyla ivedilikle başlamalıyız. YÖK’ün İngilizce programlarının görüşlerini dikkate almadan hazırladığı güncel İngilizce Öğretmenliği programını alan uzmanlarının yönetiminde yeniden tasarlamalıyız. Başarısız olmamız için hiçbir sebep yok, yeter ki herkes ve her kesim bu konuda başarıya odaklansın. Hasan Ali Yücel’in dediği gibi: “…Köy Enstitüleri ilkesi, bu pratik ilke tamamıyla bizimdir. Taklit değildir. Türkçe buluştur. Benzersizdir. Çünkü millet sevgisi gibi bir kaynaktan ilhamını almıştır. Pedagoji kitapları yazmaz, klasik pedagoji bilmez. Bilmezler, çünkü bir eğitim kuramı değil, ulusal bir kalkınmanın temel ilkesidir.” Başarıya odaklanmaktan kastım tam olarak bu; bize ait olan, benzersiz ve ufkunu millet sevgisinden alan, ulusal kalkınmanın öncüsü olacak bir eğitim yaklaşımı üzerinde hemfikir olmak durumundayız. Bu ortak payda siyasetin üzerinde ve ötesinde olmadığı sürece de başarı beklememiz gerçekçi olmayacaktır.

Ne umut vericidir ki MEB’in kültürel mirasında yol haritası çıkarabilmemiz için fazlasıyla birikim ve deneyim bulunuyor. Bakanlığın seyir defteri öylesine güçlü uygulamalarla dolu ki çok kısa zamanda sonuç elde edeceğimiz uygulamaları tekrar hayata geçirmemiz hayal değil. Bu anlamda İngilizce’yi öğrenmemiz mümkün olabilecektir, elbette en az diğer dersleri öğrenebileceğimiz kadar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: